-
Gen Tedavi
Gen tedavi çalışmaları, gözdeki kalıtsal hastalıkların tedavisinde çığır açmaktadır. Tavuk karası hastalığının (retinitis pigmentosa) bir çeşidi olan Leber'in konjenital amarozisine (LCA) bağlı kör doğan 8-44 yaş arasındaki 12 hastada yapılan gen tedavisi başarılı sonuç vermiştir. Bennett ve ark. tarafından Lancet dergisinde yayınlanan çalışmada, gen tedavi sonrası görmenin subjektif ve objektif ölçütlerine göre iyileşme saptandığı anlaşılmıştır. Retinanın kalıtsal hastalıklarında, gen tedavinin onaylanmasının çok uzak bir süreç olmadığı düşünülmektedir.
-
Biyonik Göz
USB kablosunun gözden çıkışını gösteren yandaki resim hayal ürünü mü! İnsanda yapay görmeyi oluşturan biyonik göz çalışmaları, elektriksel aktivitelerin düzenlenerek gözdeki sinir hücrelerine ve beyindeki görme merkezine iletilmesi prensibine dayanmaktadır. Biyonik gözle ilgili klinik araştırma çalışmalarındaki ilk sonuçların olumlu olmasına rağmen, henüz yetkili otoriteler tarafından onaylanmadığı bilinmektedir.
-
Kök Hücre
Cambridge Üniversitesinden Johnson ve arkadaşları, kök hücrelerin göz içine verilmesiyle deneysel glokomdaki görme siniri hücresi hasarının belirgin olarak korunduğunu gösterdiler. Damar içine verilen kök hücrelerinin ise göze hiçbir etkisinin olmadığı anlaşıldı. Dünyanın en saygın göz dergilerinden IOVS dergisinde 20.Kasım.2009 tarihinde yayınlanan bu özgün araştırma, göz hastalıklarında kök hücrelerin damardan verilmesinin etkileri hakkında soru işaretleri yarattı.
-
Zararsız Virüs
Bazı zararsız adenovirüslerin, gen tedavisinde taşıyıcı olarak kullanıldığını biliyormusunuz? Bu tip virüsler sağlıklı genin hasta dokuya nakledilmesi için tıpta yaygın olarak kullanılmaktadır. ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından yayınlanan bir bildiri, bu virüslerin gözün kalıtsal LCA hastalığında, sağlam RPE65 genini başarılı bir şekilde taşıyabildiğini ve tedavi edilen hastalarda görme işlevinin en az bir yıl boyunca korunduğunu göstermiştir.
-
Şeker Hastalığında Göz Tedavisi
Şeker hastalığına bağlı yaygın makula (sarı nokta veya sarı leke) ödeminde, göziçine bevasizumab (avastin) iğne tedavisiyle iki yıl süre içinde görmeyi korumanın mümkün olduğu gösterildi. Diğer bir çalışmada ise göziçine bevasizumab iğne tedavisinin, şeker hastalığına bağlı yeni damar oluşumlu göz tansiyonu (neovasküler glokom) hastalarında olumlu sonuç verdiği anlaşıldı. Göziçine iğne tedavisi, şeker hastalarında da yaşa-bağlı sarı nokta hastalarında olduğu gibi güvenle ve etkili bir şekilde uygulanabilmektedir.
-
Beslenme Önemli mi?
Evet. Yaşa bağlı sarı nokta hastalığında akdeniz diyetinin olumlu rolü bilinmektedir. Akdeniz diyeti, balık içeren sebze ve meyve ağırlıklı bir beslenme şeklidir. Yeşil sebzelerin içinde bulunan lutein maddesinin yaşa bağlı sarı nokta hastalığının ilerleme hızını yavaşlattığı düşünülmektedir. Kırmızı et ve tereyağı gibi kolesterol içeren besinler ise bu hastalıkta olumsuz rol oynamaktadır.
-
Kan Sulandırıcı İlaçlar
Almanya’da yapılan bir çalışma, yaşa bağlı sarı nokta hastalığında kan sulandırıcı ilaçların, retina altındaki geniş kanamaları tetiklediğini göstermiştir. Amerikan Oftalmoloji Dergisinde 23.Kasım.2009da yayınlanan çalışmada sarı nokta hastalarında hipertansiyonun retina altı kanama riskini arttırdığı belirtilmiştir. Hayati önemi bulunan kan sulandırıcı ilaçların kalp ve beyin hastalıklarında yaygın olarak kullanıldığı ve ilacı veren doktora sormadan tedaviyi sonlandırmanın ciddi sorunlara yol açabileceği bilinmektedir.
-
Stanford İmplantı
ABD Stanford Üniversitesinden 10.Aralık.2009 tarihinde yapılan açıklamaya göre, araştırmacılar retina altına yerleştirilebilecek yeni bir biyonik alet (subretinal implant) geliştirdiler. Henüz insanlar üzerinde uygulanmayan 3mm çapındaki 1000 elektrod içeren bu aletin klinik olarak uygulandığı zaman daha net bir görüntü oluşturabileceği düşünülmektedir. İlk deneyleri yapılan Stanford implantının çalışma prensibinin, Argus projesinde insanlar üzerinde uygulanan epiretinal implant gibi elektriksel uyarılara bağlı olduğu bilinmektedir.